AZİZ NESİN’in öykü, öykü, şiir, oyun, masal, taşlama ve köşe yazılarından uyarlayan, yöneten, oynayan, sahne tasarımı:
Genco ERKAL

Müzik
Arif ERKİN
Giysi
Özlem KAYA
Işık Tasarımı
Hakan ÖZİPEK
Karagöz Tasvirleri
Haluk YÜCE
Yönetmen Yardımcıları
Ece YASSITEPE, Emine KINACI
Koreografi Danışmanı
Ece GÖKTAY
Oyun Fotoğrafları
Aylin ÖZMETE
Basın-Halkla İlişkiler
Banu K. ZEYTİNOĞLU
Işık
Cemal BAYKAL
Ses
Mehmet DOĞAN
Teknik
Seçkin OK
Müdür
Ahmet KAYA
Gişe
Derya TOKAÇ
Web Master
Kadir KAYA
Karagöz Tasvirleri
Haluk YÜCE
Afiş Yaratıcı Yönetmeni
Uğurcan ATAOĞLU
Afiş Fotoğrafı
Serdar TANYELİ
Afiş Tasarımı
Elif YALÇINKAYA
Baskı
Ofset Yapımevi
Tanıtım Sponsoru
EFES

Oyun hakları Nesin Vakfından alınmıştır.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi katkılarıyla

Ölümünün 15. yılında büyük gülmece ustası Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal ve taşlamalarından Genco Erkal’ın uyarladığı ve tek başına oynadığı bu çağdaş meddah gösterisinde bugünlerde herkesin birbirine sorduğu “Nereye gidiyoruz” sorusuna yanıt aranıyor. İçinde yaşadığımız toplumun çelişkileri, çıkmazları vurucu bir dille güldürüyor, düşündürüyor. Yıllar öncesinde yazılmış metinlerin bugün ne kadar güncel olabildiği insanı şaşırtıyor. Büyük yazarlık böyle bir şey olsa gerek.


AZİZ NESİN’E MEKTUP

Aziz Ağabey
Sizi nasıl arıyorum bilseniz. Diyorum ki, işte bugün sağ olacaktı da, bu yeni yetme İslâmcı burjuvazinin ipliğini pazara çıkaracaktı. Görgüsüzlüklerini, para ve iktidar hırslarını, Avrupa Birliğine yaranmak için demokrat görünüp, her türlü muhalefeti en gaddar yöntemlerle susturmaya çabalamalarını alaya alarak, bunları rezil edecekti. Cemaate teslim olmuş bir Türkiye’nin resmini çıkaracaktı. Bunların kuyruğuna takılmayı marifet bilen “liberal” “aydın”larımız da bu eleştirilerden paylarını alacaklardı kuşkusuz.

Ben işte bu yazılmamış ve artık hiç yazılmayacak olan Aziz Nesin öykülerinin hayalini kurarken Eskişehir’den bir öneri geldi. Benim orada bir oyun sahnelememi istiyorlardı. Bir çok seçenek üzerinde durduktan sonra, en uygun çözümün yeni bir Aziz Nesin derlemesi olacağını düşündüm. Hemen eski defterleri açıp sizin de çok sevdiğiniz Dostlar Tiyatrosu’nun o ilk Azizname’sini, bizi bırakıp gidişinizin hemen ardından uyarladığım, ve onu size izletememiş olmanın burukluğunu hep duyumsadığım Birtakım Azizlikler’i yeniden bir gözden geçirdim. En çok neye şaştım biliyor musunuz? Yahu dedim bu adam bu öykü, masal ya da köşe yazılarının birçoğunu kırk elli yıl önce yazmıştı. Peki nasıl oluyor da orada anlatılanlar hâlâ bugün yazılmış kadar taze ve güncel? İşte büyük yazar olmak böyle bir şey galiba. Öylesine iyi tanıyor ki ülkesini, insanlarını, yaptığı tespitler hep geçerli oluyor.

Coşkuyla yeni bir uyarlama çalışmasına giriştim. Biliyorsunuz o Marmaris’teki amatör ressam, profesyonel darbeci hâlâ orada. Geçenlerde ciddi bir ameliyat geçirdi. Hastanenin önüne pankart astılar “Sakın ölme, daha sen yargılanacaksın” diye. Yeni oyunda ondan söz etmemek olmazdı. Onu mahkeme huzuruna çıkarmak için ne kadar uğraşmıştınız. Hâlâ beceremedik o işi. Ömrü vefa ederse belki bir gün...

Burada bir parantez açıyorum. Sizden sonra sahnelediğim oyunların hepsini görmenizi isterdim elbet. Ama bir tanesi var ki, onu mutlaka izlemeliydiniz, çünkü orada bizzat kendinizi görecektiniz. Sivas 93’ten söz ediyorum. Bu oyun toplumun vicdanında yerini buldu. Yurtiçinde ve yurtdışında bugüne dek 185 kez sahnelenerek derin bir iz bıraktı. Ben orada bir kez daha Aziz Nesin’in sözcüsüydüm. Sizinle birlikte her gece Madımak Oteli’nde kıstırıldım. Son anda itfaiye merdiveninden indirilip, linç edilme tehlikesini de atlatıp zar zor kurtuldum. Oyunun doruk noktalarından biri olan Sivas Acısı adlı şiiriniz bu yeni uyarlamada da yerini aldı. Unutulmasın, böylesi olaylar bir daha yaşanmasın diye.

Biraz Eskişehir’den söz edeyim size. Anadolu’nun göbeğinde bir mucize. Bir kültür ve sanat kenti. Senfonik orkestrası, görkemli bir opera salonu, onuncu yılını dolduran bir tiyatrosu ve ona bağlı 5 sahnesi var. Yeni sahneler de yapılmakta. Görseydiniz siz de benim gibi gurur duyardınız. Öylesine heyecan verici bir ortam ki, mutlaka benim de katkım olmalı dedim ve hemen göreve koştum.

Genç bir kadroyla harıl harıl çalışırken büyük bir felâket yaşandı. Tüm yaşamınızı verdiğiniz Çatalca’daki vakıf seller altında kaldı. İyi ki görmediniz bu yıkımı. Dayanabilir miydiniz bilmiyorum. Ama vakıf sağlam ellerde, merak etmeyin. Sevgili oğlunuz Ali ve ekibi tüm güçlüklere göğüs gererek altından kalmaya çalışıyor. İnanıyorum ki, ülkemizdeki yurtsever, yardımsever kişilerin de katkılarıyla eseriniz ayakta kalacak.

Biz de şu sıra oyunun ilk gecesine hazırlanıyoruz. Günde 10, 11 saat çalıştığımız oluyor. Biliyorum o gece siz de bir yerlerden bizi izliyor olacaksınız. Yüzünüzü güldürebilirsek ne mutlu bize.

Yeni oyuna, kısaca Azizlikler dedik. Adınıza daha çok yakışan bir sözcük düşünemiyorum. Hep aklımda o gülen, güldükçe hüzünlenen, içlenen gözleriniz. Kendinizi anlatan bir yazınızda “Ağlansın diye yazdıklarıma insanlar gülüyor” demiştiniz. İşte bizim yeni oyun da öyle bir şey oldu. İnsanlar mutlaka gülecek, ondan hiç kuşkum yok, ama asıl istediğimiz acıtmak. Ağlamasalar bile o acıyı duysunlar. Belki bir şeyler onları öylesine etkiler ki harekete geçerler. Son yıllarınızda fazla umutlu değildiniz biliyorum, ama ben iyimser kalmak istiyorum. Öyle olmasa zaten insan yeni bir şeyler üretemez. Bizi ayakta tutan her şeye rağmen o umut işte. Gelecek o güzel günlere olan inanç.

Aziz Ağabey, sizi çok özlüyorum.

Genco Erkal- Ekim 2010

Not- Mektubu size yollayamadım. Sakıncalı diye broşüre basmadılar. Olsun, ne yapalım. Ben bugün yeni bir uyarlamayla karşınızdayım, Aziz Ağabey. Bu seferkinin adını Nereye Gidiyoruz? koydum. Ufak tefek güncellemelerle yüzünüzü güldürecek bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Sakıncalı bulunan yazımı da kendi broşürüme koyuyorum.

G.E.- Mart 2011


Ayşegül Yüksel

Kırk yıllık bir süre (1950-1990) boyunca, başka yapıtlarıyla eşzamanlı olarak sahne yapıtları da üretmiş olan Aziz Nesin, ele avuca sığmaz bir oyun yazarı olarak çıkar karşımıza. İmzasını taşıyan yirmi oyunda işlediği konular ve kullandığı biçimsel öğeler büyük bir çeşitlilik gösterir.

Yazar, oyun yazmaktaki amacını 1959’da şöyle açıklamıştı: ‘Bir düşünceyi oyundan başka hiçbir türde anlatamayacağım zaman oyun yazıyorum.’ (Cumhuriyet Özel Ek, 1995) Nesin’in, ‘başka türde anlatamayacağı için “oyun” olarak tasarlayıp biçimlendirdiği’ sahne yapıtları arasında, Batı kaynaklı tiyatro geleneği doğrultusunda yazılmış olan ‘Biraz Gelir misiniz?’, ‘Çiçu’, ‘Tut Elimden Rovni’, ‘Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı’, ‘Toros Canavarı’, ‘Hadi Öldürsene Canikom’ gibi bir bölümü yurt dışında da sahnelenen oyunlar yer almaktadır.

Ancak, Aziz Nesin’in ‘popüler yazar’ kişiliğinin temel kaynağı, oyunlarından çok, yazınımıza armağan ettiği ‘gülmece’ metinleridir. Nesin, tiyatro türünde üretmediği gülmece odaklı yapıtlarını da zaman zaman sahneye uyarlamıştır. Aziz Nesin’i kendi yapıtlarını oyunlaştırma çabasına yönelten nedenlerin biri de ‘acemi’ tiyatrocuların yıllar boyunca –yazardan izin almaksızın- beceriksizce ürettiği olumsuz örnekler olmalı...

Nesin’in, başka türde yazılmış ‘popüler’ yapıtlarından uyarladığı oyunlar, özgün oyunlarının tersine, Batı modelinde değil, geleneksel tiyatromuzun seyirlik özelliklerine bağlı kalınarak yazılmıştır. Geleneksel tiyatromuzun ‘çok eklemli’ yapısı, ‘oyunsu’ olma özelliği, ‘anlatma’ öğesini sıkça kullanması, ‘güldürü’ ağırlıklı oluşu, ‘tipleme’ye ve ‘söz yarıştırma’ya yatkınlığı, Nesin gülmecesine denk düşen bir tiyatro gizilgücü oluşturmaktadır. ‘Sait Hopsait’ ve ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’, Nesin’in başka yapıtlarından sahneye uyarladığı ve ‘şarkılı-çalgılı oyunlarım’ diye andığı, toplumsal taşlamaya yönelik, güldürü ağırlıklı oyunlarının en ünlüleridir.

‘Şarkılı-çalgılı oyunlar’da Türk toplumu ve Türkiye’nin insanları vardır. Bu oyunlarda yazarın en büyük başarısı, 20’inci yüzyılın ortasından bu yana toplumca yaşadığımız gürültülü patırtılı ‘değişim’ serüveninin yüzeysel görüntüleri altındaki ‘değişmez çelişkiler’i, gülmecenin en incelikli boyutu olan ‘tersinleme’ (ironi) ile buluşturmuş olmasıdır.’ (‘Önsöz’ Aziz Nesin: Bütün Oyunları III , Adam Yayınları, 1991). Nesin, bu türdeki oyunlarını -her yeni basımda ya da yeniden oynanışında- içerik açısından yeniden güncelleştirmiştir. Kimi oyunlarını 15-20 kez yazdığını söylemesi abartı değildir. Taşlama ağırlıklı oyunların ancak güncel vuruculukla ayakta kalacağını bilmektedir.

Geleneksel tiyatromuzdan izler taşıyan ‘toplumsal gülmece’ ağırlıklı Nesin oyunları, Aziz Nesin öykülerini sahneye uyarlayan profesyonel tiyatrocuların da katkılarıyla çoğalmıştır. Dostlar Tiyatrosu’nun 1970’lerdeki ‘Azizname’ çalışması bu tür uyarlamalar arasında ilk akla gelenlerden biridir. Genco Erkal’ın yazarın öykülerinden, denemelerinden ve başka yazılarından yaptığı derlemeyi sahne için kurgulamasıyla ortaya meddah-ortaoyunu-kabare özellikleri taşıyan bir ‘müzikli taşlama’ çıkmıştır. Aziz Nesin’in onayıyla yapılan bu çalışma, Arif Erkin’in müziği, Mehmet Akan’ın koreografisi ve Genco Erkal’ın rejisiyle 1973-74 döneminde sahnelenmişti. Bu çalışmanın Aziz Nesin tarafından da beğenildiğini, yazarın oyuna sık sık ‘eşini dostunu’ getirdiğini Erkal’ın Birtakım Azizlikler kitabının ‘sunuş’ yazısından anlıyoruz (İstanbul: Adam Yay., 1997). 1995 güzünde ise Yücel Erten’in Nesin’e doğum günü armağanı olarak öykülerden oyunlaştırmış olduğu, ancak yazarın 1995 yazındaki beklenmedik ölümü sonucunda ‘Aziz Nesin’e saygı’ oyunu olarak sahneye çıkartılan bir başka ‘Azizname’ geldi gündeme. Erten’in bu uyarlaması zaman içinde birkaç kez daha sahnelendi.

Nesin’in ölümünün ardından sahneye çıkartılan bir başka çalışma da Genco Erkal’ın, Nesin’in çeşitli yapıtlarından uyarlayıp, 1997’de tek kişilik bir oyun olarak sunduğu ‘Birtakım Azizlikler’dir. Kısa bir süre önce ise 1970’lerin ‘Azizname’si ile 1990’ların ‘Birtakım Azizlikler’i, ilk sahnelenişlerinden yıllar sonra Genco Erkal tarafından bir araya getirildi. Bu iki metinden seçilen bölümlerin yeni bir kurgu içine yerleştirilmesiyle, ortaya ‘Azizlikler’ başlığını taşıyan ve toplumumuzun 2000’li yıllardaki konumuna da ışık tutan yeni bir sahne olayı çıktı. Aziz Nesin’in olağanüstü zekasının ürünü olan bu hem güleç hem hüzünlü metinler, 2009-2010 tiyatro döneminde, yine Erkal’ın rejisiyle, Eskişehir Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçıları tarafından sunuldu.

3 Mart 2011’de Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sahneye çıkartılacak olan yeni bir tek-kişilik Aziz Nesin gösterisiyle Genco Erkal bir kez daha karşımızda. Yazarın öykü, masal, şiir ve taşlamalarından uyarladığı ve sahneleyip sunduğu ‘Nereye Gidiyoruz’ başlıklı oyunla, bugünlerde sık sorulan ‘ülkece nereye gitmekte olduğumuz’ sorusuna Nesin’in gözlüklerinden bakılarak yanıt aranıyor.

Aziz Nesin, yapıtlarıyla hem insanlık durumuna hem de ülkemizin ‘azgelişmişlik halleri’nin günceline ölümünden onbeş yıl sonra da seslenebilen, ender yazı ustalarındandır. Yalnız tiyatro yapıtları değil, başka metinlerinden yapılan yeni uyarlamalar da bu nedenle sürekli olarak sahnede yeni seyirciyle buluşmaktadır.

(PATİKA Dergisi’nin izniyle)


Aşağıdaki görsellere ve başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.




Cumhuriyet - Turgay Fişekçi



Radikal - Hakkı Devrim


[ Yukarı ]